28 Aralık 2014 Pazar

Tostla Gelen Mutluluk "AKÇAPINAR"

   Muğla'ya gelmiş olanlar bilir  güzeller güzel Akyaka'dan Marmaris'e doğru giderken sol tarafınızda okaliptüs ağaçlarının iki sıra halinde yola paralel olarak sıralandığı kral yolu (türk sinemasındaki  aşıkların birbirine koştuğu sahnelerin çekildiği yer olduğu için aynı zamanda aşıklar yolu da denir) bulunur. Bu ağaçlar bölgede bulunan bataklığı kurutup sıtmayla savaşmak için 75 yıl önce dikilmiştir. Bugün ise yeşile yapılan her yatırımın sonucu gibi bu da çok güzel bir şeye dönüşmüş.


Yoldan bir kesit

   Muğla'da üniversite okumama rağmen son sene Akyaka'ya taşınıncaya kadar böyle bir yoldan haberim yoktu açıkçası. Ama arkadaşlarımın bilgilendirmeleriyle bir gün arabaya atladığımız gibi gittik bu tostçuya. Yanlış anlaşılmalara mahal vermeyelim illa arabayla gidilecek bir yer değil, yürüyerek(yürümeyi seviyorsanız) ve ya Akyaka'dan bisiklet kiralayarak çok kolay bir şekilde bu güzel köşeye ulaşabilirsiniz. Hatta bisiklet kiralamanızı tavsiye ederim bir çok yeri ağaç ve deniz kokusunu ciğerlerinize çekerek görürsünüz.


Eski ev sahibim Tahir'in sabah ilk gelen müşterisine bira ısmarlamak gibi bir huyu da vardır :)


   Akçapınar denilen yer ise yolun sonundaki köyün ismidir aslında. Birbirinden güzel çiçeklerin ağaçların içinde dağın eteğinde şirin bir köydür burası. Ünlenmesini sağlaya tostçu tam yolun bitip köyün başladığı yere kurulmuş. İlk açıldığı zamanlar tostunu ütüde yaptığı iddia edilir ama gerçek mi bilemiyorum. Şimdilerde tostçu yenilenmiş yaz kış sürekli dolu bir yer halini almış. Eğer burası da çok mainstream oldu yeaaa diyen hipsterlerden değilseniz çok hoşunuza gideceğine eminim. Aslında tostunun çok bir farkı var mı bilmiyorum ama zaten gelene kadar gördüğünüz manzara ve koku size ne yerseniz yiyin dünyanın en güzel yemeği muamelesi yaptıracaktır zannımca.




İşte mis gibi tostunuz


   Tostunuzu aldınız, yanında ise köpüklü ayran ya da taze sıkılmış nar suyunu aldınız mı değmeyin keyfinize. Afiyet olsun, eğer imkanınız varsa hemen bir bilet alın hafta sonunuzu Muğla'nın en güzel ilçesi Akyaka'da geçirin. Aman çok kişiye söylemeyin sonra istanbuldan farksız oluyor hafta sonları akyakamız.

14 Ekim 2013 Pazartesi

Zıtlıkların ve 'Mükemmeliyet'in Ülkesinden Selamlar

    Finlandiya bizim ülkemize ilk gelen yabancı turistlerin memleketi olduğundan mı yoksa sarışın olgusunun bizde yarattığı heyecandan mıdır bilinmez insanda bir hayranlık uyandırıyor ilk duyduğunda. Gideceğini öğrendiğinde etrafınızdakilerde bir imrenme ve ya gurur duyma hali oluşuyor. Fakat gerçekten de öyle mi? Bu ülke herkesin güzel ve yakışıklı olduğu, kimsenin fakir olmadığı cennetten bir parça mı yoksa sadece bir efsaneden mi ibaret. Birlikte güzel bir maceraya çıkalım, ben sizin gözünüz kulağınız olayım siz de benim dostlarım olun.
        
   Ülke aslında kısaca  iki renkle özetlenebilir;
yeşil ve mavi..
   Ama biz biraz daha derine girelim istersiniz :) İlk olarak havalimanına indiğinizde türkiyeden gelmiş olmanın acısını bol bol üşüyerek çekiyorsunuz, t-shirtle gezerken kendimi montların içinde buldum bir anda. Ama korkmayın aslında bu sadece ilk anda sorun oluşturuyor sonradan alışıyorsunuz.(tabi ben bu satırları yazarken daha sonbaharın başlarındayız onu da göz önüne almak lazım.) Havalimanına indiğimde birşeyin eksikliiğini hemen farkettim. gürültü yok! Aman allahım kimseden çıt çıkmıyor finlandiyanın başkentinin havalimanında sessizliğe gömüldüm. Atatürk havalimanından sonra ilk başta bir cennet gibi geliyor insana.



    Pasaport işlemlerimi yaptırıyorum vezne de, Cem Yılmaz'ın replikleri geliyor aklıma ama aynısını yaşıyorum :) Ülkeye giriş yapmanın mutluluğunu yaşarken birden aklıma geliyor, saat altıdaki otobüse yetişmem gerekiyor ve yirmi dakikam var sadece. Hayatımda ilk defa geldiğim bir üke okduğunu ve dilleri hakkında en ufak bir fikrim olmadığınız varsayarsak gayet kısa bir süre.Bilgi edinme masasına(information ) sorduktan sonra koştura koştura otobüs duraklarına doğru gidiyorum. Ama yolda birini görüyorum, sanki tanıdığım birisini... Birden cesaretimi toplayıp soruyorum sizi harp okulundan tanıyor olabilir miyim diye o anda tanıyoruz birbirimizi. Harp okulundaki komutanım abim Muhittin komutanım. kısa süreli şaşkınlığın ardından geç kaldığımı hatırlıyorum ve lanet ediyorum zamana. Bu güzel sürprizin şaşkınlığıyla otobüsümü buluyorum ve bir ümit şoföre ingilizce soru soruyorum ama  beni utandırırcasına şakır şakır ingilizce konuşuyor. Daha sonra anlayacaktım ki burada herkes ingilizce konuşuyor.


    Otobüse binip Helsinki'den okulumun olduğu şehir olan Tampere'ye deoğru yola çıkıyorum. Açıkçası etrafı izleyerek giderim düşüncesindeydim fakat çok fazla o şansı yakalayamadım çünkü yolun bittiği yerden itibaren orman başlıyordu. Arada bir ormanın olmadığı yerlerde ise göl manzarası ve gün batımı.... 
   Aklıma Büşra geliyor işte o zamanlar. Olsa da bir yorum alsam bulutlarla ilgili doğanın yarattığı güzelliklerle ilgili...
    İşte bu da gördüğüm bir iki araziden biri.


   8:30'da Tampere'ye vardığımda Cem beni karşıladı ve onun evine doğru yola çıktık. Bu şekilde üç ay sürecek olan erasmus maceramıza başlamış olduk. hadi hayırlısı...



8 Eylül 2013 Pazar

Hoşbulduk Ey Alem-i Blog

Bütün; parçaların toplamı demek değildir, ondan daha fazlasını ifade eder ve içerir. Aynı bu mantıkla seyahat etmek de bir yerden başka bir yere doğru yapılan yer değiştirmeden ibaret değildir. Seyahat demek gözlerin gördüğü güzelliklerle sarhoş olması, burnun çektiği her nefeste içine aldığı farklı bir yere ait kokularla kendinden geçmesi, kulakların duyduğu kuşların, böceklerin, dalgaların sesiyle tahrik olması, dilimizin tattığı her yeni tatla gardını indirmesi, ellerimizin dokunduğu bir köpeğin kirli tüyleri üzerinde ahenkle dans ederken tahrik olması sonucu beynimizin sperm misali endorfini bizlere armağan etmesidir.





Bir defa seyahat etmenin tadına vardıktan sonra artık geri dönüşü yoktur, vakti geldiğinde bir doz alman gerekir en az. Güzel bir yanı vardır bunun; artık hayatın tadını çıkaracaksındır. Bir bankta yatmakla bir otelde yatmak arasındaki farkı anlarsın. Bilirsin ki bank daha konforludur çünkü her saniye biriyle tanışabilirsin. Hiç bilmediğin tanımadığın insanların hikayelerini öğrenebilirsin. (tabi güvenlik konularında sıkıntı yaşayabileceğin yerlerde yapma bunu :)





Sonuç olarak biraz içimdeki paylaşma isteğiyle birazcıkta egomun ittirmesiyle bu bloğu açtım haydi hayırlısı :) İmkanlarım dahilinde gittiğim yerler hakkındaki fikirlerimi anılarımı, gitmek isteyenler için ufak ipuçlarını buraya yazacağım. Kendinize iyi bakın.